ABD Bankacılık Sektöründe Önemli Onay: Fed ve FDIC’den “Yaşayan Vasiyetname” İzni

ABD Bankacılık Sektöründe Önemli Onay: Fed ve FDIC'den

26 Mayıs 2026 tarihli önemli bir gelişme, ABD bankacılık sektörünü ve dolayısıyla küresel finans piyasalarını rahatlattı. Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), ülkenin en büyük sekiz bankasının sunduğu “yaşayan vasiyetname” (living will) olarak bilinen kurtarma planlarını onayladı. Bu karar, 2024 yılından bu yana devam eden düzenleyici baskıların ardından, sektörde yeni bir büyüme dönemine geçişin kapılarını araladı.

Sekiz büyük bankanın (JPMorgan Chase, Bank of America, Citigroup, Goldman Sachs, Bank of New York Mellon, Morgan Stanley, State Street ve Wells Fargo) sunduğu acil durum eylem planları, Fed ve FDIC tarafından yapılan inceleme sonucunda herhangi bir eksiklik veya hata içermediği tespit edildi. Özellikle 2023 yılında dile getirilen büyük türev araç portföylerinin tasfiyesine dair endişeler de giderilmiş oldu. Bu durum, söz konusu bankaların, olası bir finansal kriz anında vergi mükelleflerine ek bir yük getirmeden tasfiye edilebileceği konusundaki güveni artırdı.

Engellerin kalkması, bankaların hissedarları için önemli bir kazanç fırsatı sundu. “Kusurlu” etiketinden kurtulan bankalar, fazla sermayelerini yatırımcılarına dağıtma konusunda daha fazla esneklik kazandı. Bu değişimin etkileri şimdiden kendini göstermeye başladı: JPMorgan Chase 50 milyar dolarlık yeni bir hisse geri alım programı başlattı. Bank of America, geri alım programını 40 milyar dolara çıkartırken temettü oranını %8 oranında artırdı. Citigroup da 30 milyar dolarlık yeni bir geri alım paketi duyurdu. Bloomberg verilerine göre, bu büyük bankalar 2026’nın ilk çeyreğinde toplamda 33 milyar dolarlık rekor seviyede hisse geri alımı gerçekleştirdi.

Aynı gün, Fed’in yeni başkanı Kevin Warsh, Beyaz Saray’da yemin ederek görevine başladı. Warsh’un bankacılık düzenlemelerinin gevşetilmesini (deregülasyon) desteklemesi, sektörde bir “rejim değişikliği” olarak yorumlanıyor. Yeni projeksiyonlar, sermaye gereksinimlerinin esnetilmesiyle bankaların ana sermaye yükümlülüklerinde %4,8 oranında bir azalma olacağını öngörüyor. Bu durumun ABD ekonomisine 2,6 trilyon dolarlık yeni kredi kapasitesi ve 140 milyar dolarlık serbest sermaye kazandırabileceği belirtiliyor.

Piyasalardaki bu gelişmeler, iyimser bir atmosfer yaratırken, güvenlik konularında da tartışmalar sürüyor. Uzmanlar, sermaye kurallarının gevşetilmesinin konut ve ticari kredilere erişimi kolaylaştıracağını ancak bu durumun, olası bir ekonomik sarsıntıda bankaların daha az güvenlik tamponuna sahip olmasına neden olabileceğini vurguluyor. 22 Mayıs itibarıyla başlayan bu yeni dönem, Wall Street için son yılların en büyük büyüme fırsatlarından biri olarak kaydedildi.